Game of Thrones 7. Sezon 3. Bölüm İncelemesi | The Queen’s Justice | icimdekifirtina.com

Game of Thrones 7. Sezon 3. Bölüm fırtına gibi geldi ve geçti. Büyük savaşın çanlarının çalmaya başladığını sezon başından bu yana izliyorduk. Bu bölüm artık tam anlamıyla savaşın ortasına düştük. Aksiyon dolu bölümde neler yaşandı, bundan sonra neler olabilir yazımızda bunlara değindik.

1-Bölümle ilgili genel bir değerlendirme istesek senden?


Eda:
Öncelikle geçen haftadan kat be kat daha bir iyi bölüm izlediğimizi söyleyebilirim. Bölüm o kadar dolu doluydu ki, benim şahsen sabırsızlıkla beklediğim Bran ve Sansa kavuşması bile neredeyse bölümdeki en önemsiz olaymış gibi geldi. Khaleesi ve Jon’un buluşması ise beklediğimden de iyiydi. Tyrion’un bir diplomat edasıyla ikisinin de inatçılıklarını dizginlediği sahneleri izlemesiyse çok keyifliydi. Jorah Mormont’un sağlığına kavuştuğunu görmek beni çok mutlu etti, zira kendisi favori karakterlerimden. Buna ek olarak, Cersei’nin ne kadar gaddar olabileceğini unutanlar için de bu bölüm, minik bir hatırlatma niteliğinde oldu diye düşünüyorum. Olenna’nın tam da kendine yaraşır bir şekilde öldüğü sahne ise benim favorilerime girmeyi hak etti bile.

Utku: Bu sezonun bölüm sayılarının kısalmasına sevindiğim tek durum artık uzun süren seyahatler görmek zorunda kalmam oldu. Nitekim geçtiğimiz bölüm işaretini aldığımız Jon Snow ve Daenerys Targeryan görüşmesinin daha ilk sahneden görebilmek benim için hem şaşırtıcı hem sevindiriciydi. Aralarında geçen konuşmalar ilk bölümde Ned Stark’ın sonunu beklerken hissettiğim heyecanın bir benzeriydi adeta. Aman ters bir laf etmeyin diye söylenip durdum. Görüşme istediğim gibi geçmese de sonuç şimdilik beni tatmin etti diyebilirim. Zaten bana göre kim Daenerys’in yerinde olsa kendisine koşulsuz biat etmeyi reddeden ve ölülerin bir ordu kurmasından söz eden birini en iyi ihtimalle geldiği yere geri gönderirdi. Ama Sör Davos’un ve Tyrion’un sayesinde bir orta yol bulmuş gibiler. Ayrıca şunu da belirtmem gerek, Snow, Daenerys görüşmesinde en dikkatimi çekenlerden biri de Melisandre ile Lord Varys arasında geçen konuşma özellikle de Malisandre’nin son cümlesiydi. Öte yandan amcasının elinden kaçarak kurtulan Theon Greyjoy kendi adamları tarafından utançla karşılanıyor, Euron ise tutsakları Elleria ve Tyene Sand ile Yara Greyjoy’a adeta bir utanç yürüyüşü yaptırırken fazlasıyla kasılıyordu. Ne de olsa Euron kraliçeye müthiş bir hediye getirmişti ve bunun karşılığının Cersei’yle evlenme olacağını sanıyordu. Ne diyelim o bizim kadar Cersei’yi tanımıyor. Kızının intikamı ayağına altın tepside sunulan Cersei ise kendisine, kızını öldürerek çok büyük bir acı yaşatan Elleria’ya aynı şekilde fakat daha acı verici bir son düşünmüştü. Bu dizinin beni paranoyak yaptığını biliyorum ama Cersei’nin Elleria’ya biçtiği ceza her ne kadar çok kötü olsa da bana göre onun acımasızlığına denk değildi. Açıkçası ondan daha da acı dolu bir intikam bekliyordum ya da belki de Cersei’yi abartıyorum, bilemedim. Burada da benim için en büyük sürpriz Braavos Demir Bank’ın çalışanı Tycho Nestoris olarak karşımıza çıkan Mark Gatiss oldu. Sonunda kardeşi Bran’a kavuşan Sansa’ya gelince, korktuğum gibi giderek Littlefinger’ın etkisine girmeye başlıyordu. Jorah’ın hayatını kurtaran Sam ise Hisar’daki yerini sağlamlaştırdığı gibi Snow ve Daenerys ittifakına çok güçlü bir destek kazandırdı. Tyrion sayesinde Lekesizler Casterly Kalesi’ni ele geçirdiler fakat gemilerinin çoğunu Euron Greyjoy’un saldırısından kurtaramadılar. Bir yandan Euron, Casterly’i ele geçirmeye çalışan Lekesizlere saldırırken, öte yandan ihtişamlı bir orduyla Jaime, Cersei’nin bir diğer düşmanı Tyrell hanedanlığını bitiriyordu. Yenilgiyi büyük bir soğukkanlılıkla karşılayan Olenna Tyrell giderayak Jamie ve dolayısıyla Cersei’ye öyle bir darbe indirdi ki…

Nisan: Bölüm uzun zamandır beklediğimiz Jon Snow ve Daenerys buluşmasıyla başladı. Giriş sahnesinde Jon Snow, Tyrion’ın daha samimi bir hale getirdiği mektuptan dolayı sıcak bir karşılama bekliyordu ama tam olarak öyle olmadı. Jon’un, diz çökmesi gerekeceğinden haberi yoktu, eğer Tyrion mektupta belirtseydi Jon’un Ejderha Kayası’na gideceğini düşünmüyorum. Ejderha Kayası’nda komik diyaloglar da geçti hatta uzun süredir Game of Thrones’ta güldüğümüzü hatırlamıyordum. Cersei kendi kızının intikamını da Elleria’nın kızını aynı yoldan zehirleyerek aldı. Gelelim Kış Tepesi’ne; Bran sonunda Sansa’ya ve ait olduğu yere kavuşuyor fakat yaşadıklarından olsa gerek oldukça hissiz ve soğuk bir karakter olmuş. Ağacın yanında Bran ve Sansa konuşurken Bran, ağaçtaki yüze bakarak Kış Tepesi Lordu olamayacağını söyledi  ve sebep olarak da görüş yeteneğini geliştirip hazır olması gerektiğini belirtti. Bu olay, teorilerde gördüğümüz gibi Bran’in Yüzler Adası’na gitme ihtimalini de arttırdı. Bölümün son on dakikası ise benim için hayal kırıklığıydı, bunu ikinci soruda ayrıntılı olarak anlatacağım.

Samet: Kesinlikle bu sezonun en iyi, tüm sezonlar arasında da en iyi on bölümden birini izledik diyebilirim. Jon ve Daenerys’in karşılaşmasını, tanışmasını, konuşmasını o kadar uzun zamandır bekliyordum ki, bölüm direkt olarak bu sahnelerle başlayınca ba-yıl-dım. Kalenin giriş kısmında ilk defa ejder gören kuzelilerin hareketleri, Jon ve Tyrion arasındaki muhabbetler ve Daenerys’in karşılığında hiçbir şey istemeden Jon’a isteğini verişi… İnanılmazdı. Diğer safta duran Cersei, tam da tahmin ettiğim gibi ayak oyunlarıyla Daenerys’i de alt ediyor gibi duruyor. Daenerys şimdiden pek çok şey kaybetti ve kaybetmeye de devam ediyor. Elleria ve Tyene Sand sahnelerinde gözleri dolmayan bizden değildir. Bir ümit Bronn Tyene’i kurtarır mı dedim ama sonraki sahnede gördüm ki o da çok uzaklarda. Şükürler olsun bugün de kendi dramımız yetmezmiş gibi başkasının dramına da üzüldük.

Sonrası Game of Thrones 7. Sezon 3. Bölüm İncelemesi | The Queen’s Justice Dizi Haber ilk ortaya çıktı.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*